Vergi incelemesi, vergi idaresinin kamu alacağını güvence altına almak amacıyla başvurduğu denetim araçları arasında maddi vakıanın tespitine yönelen ve kamu gücünün en yoğun biçimde kullanıldığı yöntemdir. Öğretide inceleme çoğunlukla hazırlayıcı işlem olarak değerlendirilmekte ve hukuki sonucun tarh işlemi ile doğduğu kabul edilmektedir. Ancak uygulamada, özellikle sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge tespiti ile risk analizine dayalı seçme sistemleri bağlamında, inceleme raporlarının sonraki idari ve cezai süreçler üzerinde belirleyici bir etki yarattığı görülmektedir. Bu çalışma, vergi incelemesinin hukuki statüsü ile uygulamadaki etkisi arasındaki gerilimi “fiilî belirleyicilik” kavramı üzerinden analiz etmektedir. Fiilî belirleyicilik, idarenin normatif yetki sınırlarını aşmaksızın, delil üretimi, bilgi asimetrisi ve süreç tasarımı yoluyla kararın maddi çerçevesini belirleyebilme kapasitesini ifade eder. Bu bağlamda çalışma, yargı denetiminin yalnızca nihai işlem üzerinden yürütülmesinin yeterliliğini sorgulamakta ve denetimin süreç düzeyindeki sınırlarını tartışmaktadır.
Tax audits constitute the most intensive exercise of public power among the instruments used by tax administrations to secure public revenues, as they aim to establish material facts. In legal doctrine, audits are generally classified as preparatory administrative acts, with legal consequences deemed to arise only upon final assessment. However, in practice—particularly in cases involving fraudulent invoices and risk-based audit selection systems—audit reports often exert a decisive influence on subsequent administrative and criminal proceedings. This study analyzes the tension between the legal status of tax audits and their practical effects through the concept of “de facto determinancy.” This concept refers to the administration’s capacity, without exceeding its formal legal authority, to shape the substantive framework of decisions through evidence production, informational asymmetry, and procedural design. Accordingly, the article questions whether judicial review limited to final acts is sufficient and examines its procedural limits.