Dijital hizmet vergileri, dijital ekonominin vergilendirilmesine yönelik olarak OECD tarafından yürütülen küresel çözüm arayışları sonuçlanıncaya kadar geçici bir önlem olarak pek çok ülke tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Dijital hizmet vergisi, belirli dijital hizmetlerden elde edilen hasılat üzerinden %2 ile %7,5 oranları arasında uygulanan ve yalnızca belirli gelir eşiğini aşan dijital hizmet sağlayıcılarını kapsayan bir vergi türü olarak tanımlanabilir. Bu vergi hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk bakımından çeşitli eleştirilere konu olmuştur. Fransa’da bir dijital hizmet vergisi mükellefi tarafından 2025 yılında açılan dava kapsamında dijital hizmet vergisinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilmiş ve konu Anaysa Mahkemesi’ne taşınmıştır. Ancak Mahkeme, davacının tüm iddialarını reddederek dijital hizmet vergisinin Anayasa’ya uygun olduğuna hükmetmiştir. Bu çalışmada dijital hizmet vergileri genel olarak incelenmekte ve Fransa Anayasa Mahkemesi kararının Türkiye ile diğer ülkeler üzerindeki olası etkileri tartışılacaktır.
Digital services taxes have been introduced by many countries as a temporary measure until a global solution for the taxation of the digital economy is reached under the framework of the OECD. A digital services tax can be defined as a tax levied on revenues generated from certain digital services, applied at rates ranging from 2% to 7.5%, and imposed only on digital service providers that exceed specific revenue thresholds. Digital service taxes have been subject to various criticisms under both domestic and international law. In 2025, the DST payer brought a constitutional challenge to the French Constitutional Court, arguing that the tax was unconstitutional. However, the Court rejected all claims of the applicant and upheld that the digital services tax complies with the Constitution. In this article, digital services taxes will be examined in general, and the influence of the French Constitutional Court’s decision on Türkiye and other countries will be discussed.